Resim: Canva

Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum! Her kim bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Her kim bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten ona düşen payı çıkaracaktır.. — Vahiy 22:18-19

“İznik Konsili’nde İncil değiştirildi.” Bu iddia, Hristiyanlık hakkında en sık duyulan tarihsel iddialardan biridir. Hatta bazı anlatımlara göre kilise, MS 325 yılında İznik’te toplanmış ve hangi kitapların Kutsal Kitap’a gireceğine orada karar vermiştir. Peki gerçekten böyle mi oldu?

Öncelikle İznik Konsili’nin neden toplandığını bilmek gerekir. MS 325 yılında Roma İmparatoru Konstantin’in çağrısıyla İznik’te 300’e yakın piskopos bir araya geldi. Konsilin temel konusu, İsa Mesih’in Tanrı’yla ilişkisi ve özellikle Arius’un öğretişinin ortaya çıkardığı tartışmaydı. Yani toplantının amacı yeni bir İncil oluşturmak ya da mevcut İncil metinlerini değiştirmek değildi.

Arius, Oğul’un Baba ile aynı özden olmadığını, Oğul’un yaratılmış olduğunu savunuyordu. Buna karşılık konsildeki çoğunluk, Oğul’un Baba ile aynı ilahi özden olduğunu savundu. Bu tartışma sonucunda İznik İnanç Bildirgesi ortaya çıktı. Buradaki önemli nokta şudur: Konsil İsa’yı ilk kez Tanrı ilan etmedi. İsa’nın ilahi kimliğine ilişkin inanç, İznik’ten çok önce Hristiyan topluluklarında zaten vardı.

Bunu Yeni Antlaşma’nın kendisinde ve erken Hristiyan yazılarında görebiliriz. Yuhanna’nın Müjdesi’nde İsa hakkında “Söz Tanrı’ydı” denir. Pavlus’un mektuplarında da İsa’ya ilişkin İsa’nın ilahi kimliğine ilişkin ifadeler görülür. Ayrıca ikinci yüzyıla ait Hristiyan yazarlar, İsa’nın ilahi kimliğinden İznik’ten çok önce söz ederler. Dolayısıyla İznik’te yeni bir İsa anlayışı icat edilmedi; daha önce var olan inanç, ortaya çıkan tartışma karşısında daha açık biçimde ifade edildi.

Peki ya İncil kitapları? İznik Konsili’nde Matta, Markos, Luka ve Yuhanna seçilmedi. Yeni Antlaşma’nın 27 kitabı da ilk kez burada belirlenmedi. Bu yazıların önemli bir bölümü çok daha erken dönemlerden itibaren Hristiyan topluluklarında okunuyor ve elçisel otorite taşıyan metinler olarak kabul ediliyordu. İznik Konsili’nin gündeminde Yeni Antlaşma kanonunu belirlemek diye bir karar yoktu.

Bu durum, önceki yazılarda ele aldığımız kanon meselesiyle de bağlantılıdır. Kutsal Kitap’ın kitapları bir konsilde sıfırdan seçilip oluşturulmadı. Eski Antlaşma zaten İsa’dan önce Yahudi kutsal yazıları olarak kullanılıyordu. Yeni Antlaşma’daki elçisel yazılar ise ilk Hristiyan topluluklarında çok erken dönemlerden itibaren okunuyor, aktarılıyor ve kullanılıyordu. Daha sonraki kilise toplantıları ise uzun süredir kullanılan ve otorite kabul edilen bu yazıların statüsünü açık biçimde ifade etti.

Bu nedenle “İznik Konsili’nde İncil değiştirildi” iddiası tarihsel verilerle uyuşmaz. İznik’te İncil yeniden yazılmadı, yeni kitaplar eklenmedi ve İsa’nın kimliği ilk kez orada belirlenmedi.

Asıl dikkat çekici olan ise şudur: İznik Konsili, Hristiyanlığın başlangıcından yaklaşık üç yüzyıl sonra gerçekleşti. O halde gerçekten Hristiyanlığın inancı İznik’te oluşturulduysa  ortada ilginç bir soru olurdu, İznik’ten önce yaşayan Hristiyanlar neye inanıyordu?

Belki de sorunun cevabı İznik’te değil, İznik’ten çok daha önce yazılmış metinlerde ve ilk Hristiyanların tanıklığında aranmalıdır.