Resim: Canva

Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Yeşaya 53:5

Diriliş Bayramı’nın gelmesiyle bu konuyla ilgili en çok sorulan bir iddiaya göz atalım: İsa gerçekten çarmıhta öldü mü? Birçok kişinin iddiası, İsa’nın aslında çarmıhta ölmediği, hatta bazılarına göre de onun yerine başkası öldürüldü. İlk bakışta bu düşünce mümkün gibi görünebilir, özellikle de iddia “güvenilir” varsayılan bir kaynaktan geliyorsa. Sonuçta tarih boyunca birçok olay yanlış anlaşılmış ya da farklı anlatılmıştır. Ama bu iddiayı gerçekten ciddiye alıp biraz yakından incelediğimizde önemli bir soru ortaya çıkar: bu düşünce olaylara en yakın tanıklıklarla uyuşuyor mu?

İncil’deki yazılar, özellikle Yuhanna İncili, İsa’nın ölümünü yüzeysel değil, oldukça detaylı bir şekilde aktarır. Çarmıha gerilmesi, son sözleri ve öldüğünün doğrulanması gibi detaylar açıkça anlatılır. Hatta bir askerin İsa’nın böğrünü mızrakla delmesi gibi ayrıntılar bile yer alır. Bu tür detaylar, olayın uydurulmuş bir hikaye değil, gerçekten yaşanmış bir olay olarak aktarıldığını düşündürür. Bu anlatımlar, ölümün kesinliğini vurgulayan bir titizlik taşır.

Peki ya “ölmemiş olabilir” ihtimali? Bu durumda Roma İmparatorluğu askerlerinin yanılmış olması gerekir. Ancak çarmıha germe, sıradan bir ceza değil, kesin ölümle sonuçlanan bir infaz yöntemiydi. Bu askerler, birinin ölüp ölmediğini ayırt edemeyecek kişiler değillerdi. Üstelik bir mahkumun hayatta kalması, onların sorumluluğunda büyük bir hata anlamına gelirdi. Yani bu iddia, ya dönemin en deneyimli infaz sisteminin başarısız olduğunu ya da tanıklıkların tamamen yanlış olduğunu varsaymak zorundadır.

Ama “yerine başkası öldü” iddiası daha derin bir problem ortaya çıkarır. Bu durumda şu soruyu sormak gerekir: Eğer Tanrı böyle bir şey yaptıysa, bu O’nun karakteri hakkında ne söyler? İsa’yı kurtarmak için insanları kandırmak Tanrı’nın karakterine ne kadar uyar? Özellikle aslında insanların kurtarmak için gönderdiği birini kurtarıp, onun yerine başka birini gizlice ölüme göndermek… sonra da yüzyıllar boyunca başta İsa’nın ilk öğrencileri olmak üzere milyarlarca insanın buna inanmasına izin vermek… Bu, gerçeği açıklayan bir Tanrı’dan çok, insanları yanıltan bir Tanrı fikrine yaklaşmaz mı? Oysa Kutsal Kitap boyunca Tanrı’nın doğası gerçeğe sadık, adil ve güvenilir olarak tanımlanır. Bu yüzden bu iddia, sadece tarihsel değil, aynı zamanda Tanrı’nın karakteri açısından da ciddi bir sorun taşır.

Son olarak şu soru kaçınılmazdır: Eğer İsa gerçekten ölmediyse, öğrencileri neden onun öldüğünü ve dirildiğini ilan ettiler? Üstelik bunu yaparken baskıya uğramayı, acı çekmeyi ve hatta ölmeyi göze alarak? Bir insan, bildiği yalan için bu kadar ileri gider mi? Daha da önemlisi, bu kadar farklı tanıklık nasıl aynı noktada birleşir?

Belki de mesele sadece “İsa öldü mü? sorusu değildir. Belki de asıl mesele, bu sorunun cevabının hayatımız için ne anlama geldiğidir. Çünkü hem tarihsel kayıtlar hem de en eski tanıklıklar aynı cevabı verir: İsa çarmıhta gerçekten öldü. Ve eğer bu doğruysa, bunun anlamı büyüktür. Bu, çarmıhın bilinçli bir fedakarlık olduğu anlamına gelir. Bu, günahın bedelinin gerçekten ödendiği ve Tanrı’nın insanlara olan sevgisini somut bir şekilde gösterdiği anlamına gelir. Öyleyse soru şu: Eğer İsa gerçekten öldüyse ve dirildiyse, bu gerçeğe cevabın ne olacak?