Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. — 2.Timoteos 3:16
“Hristiyanlık aslında İsa’dan sonra Roma tarafından uyduruldu. Roma İmparatorluğu, siyasi amaçlarla yeni bir din oluşturdu ve bunu insanlara kabul ettirdi.”
Bu iddia, Hristiyanlığın tarihi hakkında araştırma yapanların sıkça karşılaştığı bir görüştür. Özellikle Roma İmparatoru Konstantin’in 4. yüzyılda Hristiyanlığı desteklemesi ve İznik Konsili’nin toplanması, bu düşüncenin temel dayanaklarından biri olarak gösterilir. Peki Hristiyanlık gerçekten Roma tarafından mı oluşturuldu?
Öncelikle zamanlamaya bakmak gerekir. İsa’nın çarmıha gerilmesinden ve dirilişinden sonra Hristiyan toplulukları çok erken bir dönemde ortaya çıktı. Elçilerin İşleri kitabı, Yeruşalim’deki ilk topluluğu ve ardından Müjde’nin Yahudiye, Samiriye ve diğer bölgelere yayılmasını anlatır. Pavlus’un mektupları da 1. yüzyılın ortalarında, yani Konstantin’den yaklaşık üç yüzyıl önce yazılmıştır.
Üstelik bu ilk Hristiyanlar Roma İmparatorluğu tarafından desteklenmiyordu. Aksine Hristiyan toplulukları Roma yönetimi altında zaman zaman baskı ve zulümle karşılaştı. Dolayısıyla Roma’nın daha sonra Hristiyanlığı desteklemesi ile Hristiyanlığın Roma tarafından ortaya çıkarılması aynı şey değildir.
Peki Konstantin ne yaptı?
Dördüncü yüzyılın başlarında Konstantin Hristiyanlara yönelik devlet baskısının sona ermesini destekledi ve Hristiyanlık imparatorluk içinde giderek daha fazla görünür hale geldi. Ancak Konstantin Hristiyanlığı icat etmedi. Hristiyanlık onun döneminden yüzyıllar önce zaten vardı; kiliseler, piskoposlar, kutsal metinler ve farklı bölgelerde yaşayan Hristiyan toplulukları bulunuyordu.
Burada İznik Konsili de sıkça yanlış anlaşılır. 325 yılında toplanan konsilin amacı yeni bir din oluşturmak değildi. Konsil, özellikle İsa Mesih’in kimliği ve Baba ile ilişkisi konusunda ortaya çıkan tartışmayı ele aldı. Yani daha önce var olan bir inanç hakkında yaşanan teolojik anlaşmazlığı değerlendirdi. Önceki yazımızda da gördüğümüz gibi, İznik’te tartışılan konular Hristiyanlığın ortaya çıktığı anda değil, Hristiyan topluluklarının zaten var olduğu bir dönemde gündeme gelmişti.
Bu noktada önemli bir ayrım yapmalıyız: Roma’nın Hristiyanlık üzerinde tarih boyunca büyük bir siyasi ve kurumsal etkisi olmuştur. Ancak bu, Hristiyanlığın Roma tarafından icat edildiğini göstermez.
Hristiyanlığın kökenini anlamak için Konstantin’den başlamamız gerekmez. İsa’nın yaşamına, ilk öğrencilerine, Yeruşalim’deki ilk Hristiyan topluluğuna ve 1. yüzyıldaki Hristiyan tanıklığına geri dönmemiz gerekir.
Sonuç olarak tarih bize şunu gösterir: Roma, Hristiyanlığın doğduğu yer değildir. Roma, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde çoğu zaman onun karşısında duran bir güçken, daha sonra onu destekleyen ve etkileyen bir siyasi aktöre dönüştü.
Öyleyse asıl soru şudur: Roma Hristiyanlığı mı icat etti, yoksa yüzyıllar önce ortaya çıkmış olan Hristiyanlık Roma dünyasında mı yayıldı?


