fbpx

Hangisi insan ruhu için daha tehlikelidir – para mı, teoloji mi?

Bunun kolay cevabı paradır. Pavlus bizi şöyle uyarmaktadır: “Her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendilerine çok acı çektirdiler” (1. Timoteos 6:10). Paraya ve satın alabileceği şeylere Tanrı’dan daha çok değer verin ve o da sizi O’ndan mahrum bırakacak ve sizin için O’ndan uzakta korkunç, son bulmaz acılar satın alacaktır.

İsa’nın kendisi şöyle demektedir: “Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz” (Matta 6:24; ayrıca bkz. İbraniler 13:5). Hristiyanlığın Tanrısı ve para ilahı birbirlerine tam anlamıyla zıtlardır. Eğer kendinizi paraya kulluk ederken – kendinizi kazançla, biriktirmekle ve harcamakla tüketir bir biçimde– bulursanız, tanım itibariyle Tanrı’ya kulluk etmiyorsunuz demektir.

Ama para ruhsal açıdan teolojiden daha mı tehlikelidir? Cevap düşündüğünüzden daha hileli olabilir, özellikle de Amerikan kiliselerinin gururlu refahı ve eğitim düzeyinden doğan uyutucu rahatlığı söz konusu olunca. Para maddesel, sayılabilir ve çoğunlukla görünür bir ilahtır. Öte yandan teoloji –eğer Tanrı’yı gerçek anlamda tanımaktan ve O’ndan zevk almaktan koparıldıysa– avutucu, sinsi, yüzeysel anlamda ruhsallık içeren bir ilah olabilir. Her ikisi de ölümcüldür ama biri bizi Tanrı önünde gururlu, entelektüel ve göstermelik bir emniyete ve rahata götürür. Eğer teoloji içinizde Kutsal Kitap Tanrısı için derin ve kalıcı bir sevgi doğurmuyor, Tanrı’nın yüceliği ve sonunda kendi yüceltilişimiz için bir arzuya sebep olmuyorsa, sizi öldürecektir.

İyi Teoloji Tanrı’ya Giden Tek Yoldur

Şimdi, şahsen teolojiyi seviyorum ve sizin de sevmeniz gerekiyor. Pavlus’un yaşamındaki ve hizmetindeki bir amacı, Mesih’i ve çarmıhını (yani Hristiyan teolojisini) bilmekti ve Mesih’te Tanrı’yı öyle gerçek ve öyle derin bir şekilde tanımak istiyordu ki, bu Tanrı bilgisinden doğan her türlü sonucu kendi düşüncelerine, sözlerine ve davranışlarına yansıtmak istiyordu (1. Korintliler 2:2). Bu adamın yazdığı mektupları okuyup da onun kalbinin teoloji için atmadığını söylemeniz mümkün değildir. Bu gizli Tanrı hakkında olabildiğince çok şey bilmek için yaşadı ve bu gerçekler uğrunda ölmeye hazırdı.

Mezmurlar 119, Tanrı’nın kendi Sözü’ndeki vahyine yazılan tutku dolu bir aşk mektubudur. Kutsal Kitap’tan Tanrı hakkında bildiklerimiz öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk yolunda eğitmek ve yaşam için muazzam ölçüde yararlıdır (2. Timoteos 3:16; Yuhanna 6:68).

Teoloji olmadan, Tanrı’yı bilemezsiniz – ne kitabi ne de ruhsal anlamda. Bu nedenle, bu makalenin amacı teolojiye yasak getirmek değildir. Tanrı korusun. Bu makale teoloji hakkında bir ikaz ve uyarı olsun diye yazılmıştır. Tanrı’yı sahiden tanımak yerine Tanrı hakkında bir şeyler bilmek mümkündür ve bizi yıkıma kadar götürebilir. Bu özellikle de teolojik anlamda titiz kanaatlere sahip olan kişiler için geçerlidir. Hepimizin isteği teolojimizin yalnızca doğru olması değil, aynı zamanda Ruh’la dolu olması ve meyve vermesi olmasıdır.

En İyi Okuyucular En Kötü Dinleyiciler Olabilirler

Ferisiler her fırsatta İsa’yla çatıştılar. O’nun yaptığı ve söylediği her şeyden çoğunlukla kuşku duyup nefret ettiler ve tekrar tekrar O’nun bir yalanını veya tutarsızlığını yakalamaya çalıştılar. Tanrı Sözü’nü tekrar tekrar okumuşlardı. Bu kitabı iyi biliyorlardı –ya da dışarıdan bakınca öyleydi– ve yine de, önlerindeki yaşayan, nefes alan ve konuşan Söz’ü tanımıyorlardı. Bu Söz her şeyin aracılığıyla yaratıldığı ve O’nsuz hiçbir şeyin olmadığı (Yuhanna 1:3), beden alıp aramızda yaşamış olan (Yuhanna 1:14), Tanrı’nın kusursuz görünümü olan ve sözleriyle tüm evreni devam ettiren Söz’dü (İbraniler 1:3).

Markos, İsa’yla dönemin sözde ruhsal alimleri arasında geçen karşılaşmalardan birini aktarmaktadır. “Ferisiler ve din bilginleri İsa’ya, ‘Öğrencilerin neden atalarımızın töresine uymuyorlar, niçin murdar ellerle yemek yiyorlar?’ diye sordular” (Markos 7:5). Bunun Ferisiler tarafındaki bir alçakgönüllülük ve içten merak olmadığını biliyoruz (Matta 12:14; 22:15). Bu, muhalefetti. Tanrı Oğlu’nu aşağılayıp O’nu utandırmaya çalışıyorlardı.

Teolojilerinden o kadar eminlerdi ki, bizzat Mesih’e kafa tuttular. Kendi tüysıklet ve derinlikten yoksun teolojileriyle, O’nu tuş etmeye çalışıyorlardı. Oysa kafa tuttukları kişi, okumuş oldukları tüm o sayfaların vücut bulmuş hâliydi. Tanrı’nın kendi Tanrı anlayışına meydan okudular. Eğitimleri ve gururları –kendi sistemlerine dair bilgileri ve güvenleri– gözlerini bizzat Tanrı’nın görünümüne ve sesine kör etmişti. Tanrı hakkında çok şey biliyorlardı ama O’nu çok az tanıyorlardı.

Okuryazarların Bile Okumayı Öğrenmeye İhtiyaçları Vardır

İsa onların bu bilgisizliğine ve ölüm saçan eleştirilerine, yine onların çok iyi biliyor gibi göründükleri Kutsal Yazılar’la cevap veriyor. “Yeşaya’nın siz ikiyüzlülerle ilgili peygamberlik sözü ne kadar yerindedir! Yazmış olduğu gibi, ‘Bu halk, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak’” (Markos 7:6). İsa’ya göre, ikiyüzlülük Tanrı bilgisiyle gerçek Tanrı sevgisi arasındaki bağı koparmaktadır. İkiyüzlülük yalnızca Kutsal Kitap’a itaatle alakalı değildir. Nitekim Ferisiler açıkça “itaatkâr” olarak değerlendirilebilirlerdi. Ancak ikiyüzlülük aynı zamanda Kutsal Kitap’ın Tanrısı’na dair gerçeklere gözlerin kapalı olmasıdır. O’nu bilip de tanımayabilirsiniz ve bu, her ne kadar rahat, emniyetli ve bilgili hissettirse de, dünyada üzerinde duracağınız en tehlikeli noktadır.

İsa sözlerine şöyle devam ediyor: “Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış[sınız]” –ki bu korkunç, dehşet dolu bir yargıdır– “insan töresine uyuyorsunuz” (Markos 7:8). Tanrı hakkındaki gerçeği, gerçeğin kendi aklınız tarafından üretilen imgelerine tercih etmişsiniz. Tanrı hakkında öğrenmiş olduklarımızı, Tanrı’nın kendisinden daha çok sevmişsiniz. Tanrı’nın ağzından çıkan sözlerden çok, kendi bilginize ve itaatinize güvenmişsiniz. “Töreniz uğruna Tanrı’nın sözünü geçersiz kılmış oluyorsunuz” (Matta 15:6).

Teolojiniz De Ondalığınız Olabilir

Yüreklerimizi ve sadakatimizi Tanrı’dan uzaklaştırdığı durumlarda, paradan korkmamız gereklidir. Sinsi bir biçimde aynısını yaptığında, kendi teoloji sistemimizden de korkmamız gereklidir. Tanrı hakkında öğrenme çabasına girdiğimiz iyi disiplinlerimiz içerisinde –bunlar okumak, sormak, dinlemek, yazmak olabilir– aynı zamanda O’na değer ve ibadet sunma alışkanlıklarını da geliştirmeye çalışmamız gerekir. Doğru teolojiye sahip olmakta kararlı olmalıyız ama aynı kararlılığı, sıcak bir teolojiye sahip olma, yani Tanrı’yla daha da derinleşen, alçakgönüllü, içten bir yakınlık kurma noktasında da göstermeliyiz. Kutsal Yazılar’ı yalnızca kurtuluş öğretisi (soteryoloji) için araştırmayın, ancak kurtuluşu, yani yalnızca İsa Mesih’in bedeninde ve kanında yatan sonsuz yaşamı araştırın (Yuhanna 5:39).

Teolojinizden de ondalık verin. Nasıl tüm para Tanrı’nınsa, tüm iyi teoloji de Tanrı’nındır; tümüyle O’nun hakkındadır, tümüyle O’ndandır ve tümüyle O’nun içindir. Yine de, paramızın yüzde onunu veya daha fazlasını her hafta Tanrı’ya olan şükranımızı, imanımızı ve sevincimizi beyan etmek, hatta hepsinin O’nun olduğunu söylemek için veririz. Benzer şekilde, Tanrı hakkında daha çok öğrendikçe, O’na tapınmayla cevap verme alışkanlıkları geliştirmemiz gerekir. Tanrı’ya dair gördüğünüz gerçekleri O’na dua ve tapınmayla geri sunmak için her fırsatı kollayın.

Durun ve Tanrı’nın kendisi hakkındaki sözlerini O’na dua olarak sunun. Aklen anlamaya başladığınız şeyleri yüreğinize işlemek adına notlar tutun. Öğrendiğiniz gerçekleri başkalarının da duyup sevmesi için dudaklarınıza koyun. Onları başkalarıyla paylaşın. Mezmur yazarı, 63. Mezmur’da Tanrı’yı tanıması ve O’na olan sevgisi karşısında bu şekilde yanıt verdi: “Senin sevgin yaşamdan iyidir, bu yüzden dudaklarım seni yüceltir… Zengin yiyeceklere doyarcasına doyacağım sana; şakıyan dudaklarla ağzım sana övgüler sunacak” (Mezmurlar 63:3, 5).

Tanrı’yı bilmekle asla tümüyle tatmin bulamayız. O’nu tanımamız gerekir. Eğer bu ikilem size anlamsız geliyorsa, dikkat edin. Tanrı hakkındaki gerçekler O’na yönelik duygular ve O’nunla paydaşlıkla birleşmedikçe, siz kendinizi Tanrı tarafından seçilmiş, kurtarılmış ve önceden bilinmiş bir evlat olarak görmedikçe, sizde Tanrı sevgisine ve güvencesine dair sahte bir hissiyat yaratacaktır. Ancak Tanrı hakkındaki gerçekler sizi aynı zamanda O’na daha da yaklaştırabilir.

Hem Tanrı’ya hem de teolojiye kulluk edemezsiniz ama Tanrı’ya iyi bir teolojiylebirlikte, kulluk edebilir, O’nu sevebilir ve O’na değer verebilirsiniz.

— Marshall Segal

 

(c) Müjde Birliği. Asıl makaleye şuradan erişebilirsiniz: https://mujdebirligi.com/makaleler/ogrenci-yetistirme/hem-tanriya-hem-de-teolojiye-kulluk-edemezsiniz/