Resim: Canva
“Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir.” — Matta 6:31-32
Bugünkü bölümde İsa, imanlı olmayanların (uluslar) sahip olmadığı bir ilişkiden söz eder. Onlar temel ihtiyaçlar –yiyecek, içecek, giyecek– konusunda endişelenirler. Ama biz maddi kutsamalardan çok daha ağır basan ruhsal kutsamalara ve Hristiyan olmayanların sahip olamayacağı bir güvene sahibiz. Mesih’teki tövbekâr imanımız sayesinde göksel Baba, bizim göksel Babamız olmuştur. O hayvanlar ve bitkiler âlemiyle ilgilenir ve çocuklarını sonsuz derecede daha fazla sever (bkz. Matta 6:25- 30). Bu nedenle kaygılanmamalıyız (bkz. 31. ayet). Temel ihtiyaçlarımız konusunda endişelenmemize gerek yoktur (bkz. 32. ayet). Göksel Babamız’ın kişisel ilgisine olan bu güveni destekleyen şey Müjde’dir. İsa’nın bizi günahın cezasından kurtarmak için tamamladığı kurtaran iş, aynı zamanda bizi Kötü Olan’ın yetimhanesinden kurtarıp Tanrı’nın ailesine yerleştirir.
Bizler her zaman O’nun çocukları değildik. Yeniden doğmadan önce, “ötekiler gibi biz de gazap çocuklarıydık” (Efesliler 2:3). Tanrı’nın düşmanlarıydık (bkz. Romalılar 5:10; Koloseliler 1:21). Ancak Tanrı yüreklerimizi Müjde’ye açtığında ve İsa’ya iman ettiğimizde, günahın cezasından ve gücünden özgür kılındık. Tanrı bizi “karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlu’nun krallığına aktardı” (Koloseliler 1:13). Tanrı’nın muhteşem lütfu, Tanrı’nın çocukları olarak evlatlığa alınmamızı başlatmıştır (bkz. Galatyalılar 4:4-5).
Ruhsal evlatlığa alınma, Tanrı’nın İsa’ya iman edenleri kendi ailesine yerleştirdiği ve onlara olgun oğulluğun tüm haklarını ve ayrıcalıklarını verdiği lütufkâr eylemidir. Bu evlatlığa alınmanın ışığında, Elçi Pavlus neden korku tarafından kontrol edilmememiz gerektiğini açıklar: “Çünkü sizi yeniden korkuya sürükleyecek kölelik ruhunu almadınız, oğulluk ruhunu aldınız” (Romalılar 8:15). İman etmeyenlerin aksine, başvurabileceğiniz –sizi tanıyan ve size değer veren– göksel bir Babanız var.
Bu güvenli ilişki sizde huzurlu, güven dolu bir tavır yaratmalıdır; Tanrı’yı Babaları olarak görmeyenlerden farklı bir tavır. İsa’nın “Kaygılanmayın” talimatının temeli budur. Tanrı’nın çocukları, Babamız’ın her ihtiyacımızı karşılayacağına dair verdiği sözde rahat edebilirler, ama “Uluslar [imanlı olmayanlar] hep bu şeylerin peşinden giderler.” Tanrı’yla olan ilişkimiz bizi göksel önceliklere ve kaygıdan uzak, farklı bir bakış açısına sahip olmaya yöneltmelidir. Tanrı’ya ait olduğunuz için endişelenmenize gerek yoktur. Pastör Philip De Courcy’nin dediği gibi, “Kaygılı endişe ya da gayrimeşru endişe, Hristiyanların topluluğunda ve kesinlikle de Tanrı’nın huzurunda yersizdir.” Yüreklerimiz evrenin Tanrısı’nın bizzat bizim, kişisel göksel Babamız olduğu gerçekliğine tutunduğunda, artık kaygılanmamıza gerek kalmaz. O her ihtiyacımızı bilir ve ihtiyaçlarımızı karşılayacaktır.
Tanrı’yı göksel Babanız olarak biliyor musunuz? Eğer öyleyse, bu gerçek, yaşamınızda ne gibi bir fark yaratıyor? Artık endişelenmemenize yardımcı oluyor mu?
Bir Hristiyan olarak Tanrı’nın sizin için isteği neden ve nasıl kaygı değildir?


