fbpx

İncil’de bahsi geçen bölümler: Vahiy 2:12-17.

Büyük İskender’in ölümünden sonra fethettiği topraklar 4 komutanı arasında paylaşılmıştı. Batı Anadolu toprakları Lisimakos adında ki komutana devredilmiş,  kendisi ise ölümünden önce Bergama şehrini 9000 altın talantla birlikte sadık askeri Filetarios’a vermişti. (M.Ö.  301). Filetarios bu para ile Bergama krallığını kurmuş, Romalılar’ın M.Ö. 133 senesinde Bergama’yı fethettikleri tarihe kadar, Bergama Anadolu topraklarının en görkemli şehri olmuştu. Dünyanın en büyük ikinci kütüphanesi buradaydı. Parşömen burada icat edildi ve Helenistik dönemin en ihtişamlı tapınakları burada yer aldılar.

Vahiy’deki mektup Şeytanın Tahtı’nın Bergama’da olduğunu vurgulamaktadır. Bu bahis taht şeklindeki Zeus sunağına bir gönderme olabilir. Fakat büyük olasılıkla Bergama’daki insana odaklı tapınma sisteminden bahsetmektedir. Bergama kralları kendilerine tapınılmasını buyurmuş ve kendi şahsiyetleri çevresinde tarikat kurmuşlardı. Tapınaklar bile tanrılara tapmaktan ziyade Bergama krallarının kazandığı zaferleri kutlamak ve onların kişilik kültlerini güçlendirmek amacıyla yapılmışlardı. Bu anlayış Roma döneminde de aynen devam etti. Dünyanın sonlarına doğru gelecek olan Mesih Karşıtı (Deccal) aynı şekilde insanların kendisine tapmalarını buyuracaktır. Bergama’ya “Neokoros” ünvanı verildi, yani İmparator tapınışını sağlayan ve muhafaza eden şehir. Bir başka deyişle Bergama anıtkabirleri ve tapınakları, atalara ve krallara tapınışı ile ün kazanmıştı. Dolayısıyla burada hayatını sürdüren Hıristiyanlar büyük baskılar altında yaşıyorlardı. Hatta Antipas adında genç bir imanlı dahil olmak üzere bir kaç kişi imparatorlara tapmadıkları için şehit edilmişlerdi. Fakat bazen de bu dış baskılar imanlıların direncini kırabiliyordu. Nitekim Vahiy’de okuduğumuz kadarıyla kilisedeki bir gurup imanlı tanrılara kurban edilen etlerden yemeye, diğer bir grup ise pagan zevkleri ve cinsel serbestliği teşvik eden Nikolas’ın sapkın görüşlerine uymaya başlamıştı. İşte bu bağlamda Rab Bergama kilisesine seslenmiştir. İmanda devam edenler takdir edilmiş, imanlarından taviz verenler ise uyarılmıştır.

Son olarak bir vaat okuyoruz: “Galip gelene saklı mandan vereceğim. Ayrıca, ona beyaz bir taş ve bu taşın üzerinde yazılı olan yeni bir ad, alandan başka kimsenin bilmediği bir ad vereceğim.” Saklı man Tanrı kelamını temsil eder. Yani sadık kalan imanlı dünyanın sunduğu geçici zevklerle değil kalıcı ve doyurucu olan Tanrı Kelamı’yla doyurulacaktır. Beyaz taşın üstündeki isim ise tarih boyunca hatırlanacak bir kayıttan bahsetmektedir. Yani sadık kalanlar ebediyen cennette hatırlanacak şanlı bir isme kavuşacaklar.

© Kutsal Kitap ve Arkeoloji

KAYNAKÇA:

  • Madrigal, Carlos. Kıyamet Günü. Yeni Yaşam Yayınları. İstanbul, 2000, sf. 52-54.
  • McRay, John. “Archaeology & The New Testament.” Baker Academic. Grand Rapids, 2008, sf. 266-270.
  • Wilson, Mark. “Biblical Turkey, A Guide to the Jewish and Christian Sites of Asia Minor.” Ege Yayınları. İstanbul, 2010, sf. 279-292.
  • Türkçe Kutsal Kitap, Kitabı Mukaddes Şirketi & Yeni Yaşam Yayınları, Eski ve Yeni Çevirisi.
  • Resimler: http://www.musicweb-international.com, Wikimedia Commons.