Ümit Sakarya
İsa'yla tanışmadan önce bağlı bulunduğum inanç
sistemi, beni belli bir doyuma ulaştırmadığı için
değişik inançları araştırmaya başladım.
Sonuçta şu anki inancım olan Hıristiyanlık dışında
birçoğunu inceledikten sonra çıkardığım sonuçlar
beni inançsızlığa sürükledi. Bir tanrı vardı,
bu tanrıyı da insan yaratmıştı. Yani tanrı bendim; diğer
insanlardı. Bu düşünce beynimde ve yüreğimde
tamamen kök salıp olgunlaşmaya başladı.
Böbrek hastası olan teyzemin oğlu daha önce yaşamış
olduğum şehir olan Ankara'ya tedavi olmak üzere
geldi. Onu fazla tanımıyordum, ama yardım olsun diye kendisi ile
birkaç kez hastaneye gittim. Bu sıralarda onun Hristiyan
olduğunu öğrendim. Bir süre sonra hasta yeğenimi kendisi
istediği için kiliseye götürmeye başladım.
Tabi, bu noktada hayatımın akışının değişeceğini
bilmiyordum. Onu kiliseye götürüp getirirken, benim
için de kısa süreli bir değişiklik olacaktı.
Ben tamamen bu düşüncedeydim. Birgün birkaç
kişi benim kendileri ve Tanrı hakkında ne düşündüğümü
sordu. Ben de onlara , onların ne denli kör olduklarını anlatmaya
çalıştım. ‘Bana göre herbirimiz bir tanrıyız'
dediğimde, içlerinden biri, inkar ettiğin Tanrı'ya
birgün sen de iman edeceksin dedi. Bu sözlere aldırış
bile etmeden, kendimi yaşamın akışına yeniden bıraktım.
Onları izliyor ve bir açıklama arıyordum. Sonuçta
onlarda bulduğum tek şey sevgi oldu. Herşeye rağmen
karşılıksız sevgi! İşte bu çok dikkkati çekti.
Kimsenin kimseden bir çıkarı olamazdı., çünkü
hepsi hem maddi, hem de manevi yönden birbirine eşitti.
Birgün Doğuş Bayramı, yani Noel nedeniyle düzenlenmiş
bir kutlamaya katıldım. O gün ilk defa, nedenini anlayamadığım
bir şekilde ayağa kalkıp onlarla birlikte ilahi söylemeye
başladım. İçimde sanki bir şeyler çöküyor,
parçalanıyordu. Hem hoş bir duygu beni sarmıştı,
hem de aynı zamanda tuhaf bir boşluk hissediyordum; dolması
gereken büyük bir boşluk! Bu durumumu fark edip
yanıma gelen ve bugün manevi annem olarak kabullendiğim bayan,
kendisiyle konuşabileceğimi söyledi. Ben istemedim,
ama o günden sonraki iki hafta tam bir işkence gibi
geçti. Çünkü kendimle mücadele ediyordum.
‘Tanrı yoktur ve olmayan tanrı bunu sana yapamaz' tarzındaki
düşünceler beynimi işgal etmişti.
Kilisede her Pazar tövbe çağrısı yapılırdı. Bu çağrılardan
birinde, yani ikinci hafta, kendimle mücadelem sona erdi. Bedenim
sanki ikiye bölündü. ‘Evet' diyen yanım
daha güçlüydü, ama yine de içimde fırtına
durmuyordu. Elimi kaldırmak ve ‘evet' demek istiyordum.
Bir süre sonra herşey bitti! Birbiriyle kenetlenmiş
elllerim çözüldü. Yanımdaki kişiyle
birlikte dua ettik ve yaşamımı İsa Mesih'e adadım.
O günden sonra yaşantım kökten değişti.
Çevreme karşı daha sevgi dolu davranışlar sergilemeye
başladım. Tanrı beni değiştirmeye devam ediyor! Tepki
almadım mı? Öncelikle ailem, sonra arkadaşlarım ve diğerleri
tepki gösterdiler, ama Rab bana sabır, onlara da beni anlamaları
için anlayış verdi.şimdi hiçbir sorun
yok. Rab'be şükürler olsun.
—Ümit Sakarya
|