Tülin Boran
Günlerden bir gün bir kaza sonucu boynumu sakatlamıştım.
Ön kısmında küçük bir kırık ve arkadaki sinirlerin
geçtiği yerde bir ezik oluşmuştu ve buradaki
sinirlerin beyin üzerinde yapacağı baskının ciddi tehlikelere
neden olacağını söyleyen doktorlar yurtdışında bir
boyun protezi ameliyatı olmamı öneriyordu. Ben de düşünüyordum...
Bu amaliyatı nasıl atlatacaktım? Çünkü çocuklarımı
bırakıp gitmek ve daha doğrusu yurt dışında bir ameliyat
için gitmek bana maddi ve manevi açıdan çok
büyük bir külfet olacaktı. Bu nedenle gidemezdim.
Ama bu protez ameliyatının gerekliliğini İstanbul Cerrahpaşa
Hastanesi yetkilileri söylüyorlardı. Başka bir
hastaneye ve çeşitli doktorlara göründüm.
Hepsi de aşaşğı yukarı bu protez ameliyatını olmanın
gerekliliğinde, hemfikirdiler. Nedeni de protez ameliyatı olunca
omurilik üzerindeki baskı kalkacak ve beyine giden damarlar
ve dolayısıyla beyin rahatlamış olacaktı. Tabii ki ben bunu
pratik olarak anlatıyorum tıp dilinde bunu oldukça alışmadığımız
ifadelerle anlatıyorlar, kısacası protez ameliyatı gerekliydi, olmazsa
durumum tehlikeye giriyordu. Boynuma ameliyat olana kadar takabilmem
için servikal bir boyunluk vermişlerdi. Onu bir yıldır
gece yatarken çıkarmak suretiyle takıyordum, oldukça
sıkıcı bir şeydi bu.
Annem ayrı bir evde oturuyor, ara sıra ziyaretimize geliyor ve
bizde kalıyordu. Eski konuları zaman zaman açsak da değişen
bir şey yoktu. İnançsız bir yapıya sahip olan annemin
Allah inancı ve kavramı hemen hemen yoktu.
Bir arkadaşım vardı. Üniversitede öğretim görevlisiydi.
İncil'i çok iyi biliyordu ve güçlü
bir Mesih İsa inanlısıydı.Benim evime sık sık gelirdi. İncil ve
İsa mesih hakkında oldukça güzel sohbetlerimiz olurdu
onunla. Nitekim bir gün arkadaşım geldiğinde epeyce
oturup İsa Mesih hakkında konuşmuştuk, ben müslüman
bir aile geleneğinden geliyordum. Allah'a inanıyordum ama,
İsa Mesih'in bir kurtarıcı olabileceğini ve Tanrı'nın
onu kurtarıcı olarak göndermiş olabileceğini bir türlü
kabul edemiyordum. Ama arkadaşım bana İsa'yı hayatıma
kurtarıcı olarak kabul edersem, bütün sorunlarımın hallolacağını
ve iyileşebileceğini söylüyordu. O gün için
böyle bir şeye inanmam zordu, yapamaz ve inanamazdım,
ama bugün kendi üzerimde kanıtlanan gerçeği gözlerimle
gördüğüm için ve İsa'nın yaratıcı,
kurtarıcı niteliklerini ve Allah'a olan yaklaşımını
sağladığı için Rab'be minnettarım, inanıyorum, gerçek
bir İsa inanlısıyım. İsa'yı hayatıma çağırıp, gel
ben sana teslimim beni kurtar ben kendi kendime bunu kendi gücümle
yapamam. Seni kurtarıcı olarak kabul etmem için, seni istememi,
sen bana temin et demeliydim. Ama inanmadığım için yapamıyordum,
ama inanmasam da bunu yapmalı, İsa'yı yardıma çağırmalıydım.
İyi ama nasıl olacaktı bu? Arkadaşım oldukça güçlü
bir teminat verir gibi söylüyordu. Bu gerçekten
olabilirdi.
Arkadaşım evine gittikten sonra bütün bunları
düşündüm. Annem de o gece bizde kalacaktı.
Gece oldu, herkes yattı. Uyumak istemiyordum. İsa'yı ve ameliyatı
düşünüyordum. Nasıl geçecekti ve hayatım
nasıl kurtulacaktı? Evet bunları düşünürken
birden İsa'yı hayatıma çağırmaya karar verdim. Evet,
evet öyle yapmalıydım.Bunu bir denesem bir şey kaybetmeyecektim.
Zaten olan olmuştu. Amaliyat olmazsam ölecek kadar hasta
değil miydim? Doktorlar öyle söylemiyorlar mıydı? O halde
ne fark edecekti? Zararlı da çıksam, ölüme yaklaşmaktan
da kötü olacak değildi ya? Evet İsa'yı şöyle
çağırdım:
‘İsa gel, sana inanmak istiyorum. Seni hayatıma kabul etmek
istiyorum. Bir kurtarıcı gibi kabul etmek istiyorum! Lütfen
gel ve beni yönlendir. Çünkü ben kendim, seni
kabul etmeyi bilemem, lütfen gel ve bana benim için
ne gerekliyse gel ve yap!'
Biraz sonra, sessiz,kapkaranlık odada, kapının önünde
bir insan gördüm. Beyaz elbiseler içinde uzunca,
ince yüzlü, uzun saçlı İsa Mesih'ti bu...
Acaba ben şimdi rüya mı görüyordum? Yoksa
gerçek miydi bu? Odanın içinde biri vardı ve o da
İsa idi. Ama bu rüya olamazdı, uyumuyordum ki... Uyusam hafifçe
yatakta doğrulduğunu nasıl bilebilirdim? Hem İsa benimle konuşmaya
başlamıştı. Yanaklarımı sevgiyle okşadı ve
bana dedi ki; ‘Sen artık iyileştin, ameliyat olmayacaksın
ve boyunluk takmayacaksın!..' Böyle söyledi ve boynumu
da eliyle yanaklarımı sevdiği gibi tuttu ve sonra yavaşça
geriye doğru döneceğini zannettim. Ama o benim yanımdaki
yatakta yatan ve arkası bana dönük uyuyan büyük
kızımın, açılmış olan yorganını üzerine çökerek
örttü. Kızım onun bu hareketiyle uyanmadı, O'nu
görmedi de. Zaten yüzü duvara dönük uyuyordu,
istese de göremezdi.
Sonra yavaşça kapıya döndü ve süzülürcesine
çıkıp gitti... Ben şaşırmıştım, inanamıyordum
ve hemen arkasından kalkıp bakmak için gittim ama göremedim.
Acaba yanılıyor muydum? Ne olmuştu? Bir an için içeride
annemin yatmış olduğunu ve de onun gelip gitmiş olabileceğini,
benim de uyumak üzereyken yanlış bir şey görmüş
olabileceğimi düşündüm. Gittim salona baktım,
orada annem uyuyordu ve derin bir uykuda idi. Kalkmış olamazdı.
Öteki odaya baktım, küçük kızım da uyuyordu.
Oğlum zaten evde yoktu o gece. Tekrar yatağıma dönüp
uyumaya çalıştım. Sabahın olmasını da istiyordum.
Düşünüyordum, İsa iki bin yıl önce ölmemiş
miydi? Burada gördüğüm rüya değilse nasıl
kendi olabilirdi, ama öyleydi işte, görmüştüm.
Sabahleyin annem mutfakta idi, onun yanına gittim ve gece olanları
anlattım. Ama annem böyle bir şeyin olmayacağını söyledi.
‘Sen hayal görmüşsündür, ölmüş
birini nasıl görebilirsin,' dedi. ‘Çok kitap
okuyorsun, belki de rüyadır bu,' diyordu. Böyle
bir şeye inanmamam gerektiğini iddia ediyordu. Herkes gibi
ameliyat olmazsam asla iyileşemeyeceğimi söylüyordu.
Boyunluğumu da hemen takmamı önerdi. Fakat ben ona: İsa bana
‘iyileştin,' dedi. ‘Boyunluğumu takmayacak
ve ameliyat olmayacakmışım,'dedim. Bunun üzerine
annem bana yüksek sesle bağırarak:çıldırmışsın!
dedi. Bütün gücüyle böyle söylüyordu
bana, tam o sırada da büyük kızım yerinden kalktı ve mutfağa
ikimizin yanına geldi ve ‘Anneanne, annem doğru söylüyor,
İsa var çünkü ben de biliyorum., dün gece
bizim odamıza geldi ve benim üzerimi de örttü,'
deyiverdi.
Annem:Annenin anlattığı şeyi nasıl görebilirsin sen?
diye sordu.
Kızım diyordu ki:Ben görmesem de annemin gördüğünü
biliyorum. Üzerimi İsa'nın örttüğünü
hissettim, arkam dönük yatsam bile gördüm.
Evet, kızım doğru söylüyordu. Bir şey görmek
için gözleriyle görmesi gerekmiyordu, bu olayı
kızım beyninde görmüştü, aynı şeyleri
kızım anlatıyordu çünkü. İsa nasıl yaptı bana
dediğimde, İsa ‘Yanaklarını sevdi ve sen artık iyileştin
ve boyunluk bir daha takmayacaksın, ameliyat olmayacaksın,'
dedi, diyordu. O halde hepsini biliyordu kızım, bu olağanüstü
mucizevi bir şeydi, harikaydı. Allah'ın bize lütfu
idi. İsa'nın kurtarıcılığı idi aynı zamanda. Üstelik
İsa'nın her hangi bir peygamberden çok daha üstün
olduğunu gösteriyordu. Çünkü peygamber değil
bir Kurtarıcıydı İsa! Bu bir gerçekti. şimdi anlıyordum.
İnsanların günah yükünü nasıl da alıp onları
aklamak için haç üzerinde acıyla bile ölmeye
razı olduğunu. O günden beri bir Mesih inanlısı oldum. şimdi
çok iyi bir Hıristiyan olmak ve ona her geçen gün
daha çok layık olmak için çalışıyorum.
Ameliyat da olmadım, o günden beri bir daha boyunluk takmadım.
Evde bir hatıra olarak duruyor. Hiçbir şeyim yok,
iyiyim. Keşke bir vesile olsaydı da İsa'yı çok
daha erken yıllarda tanısaydım, diye düşünüyorum.
Annem inançsız biri olarak hayatını sürdürüyor,
aramızdaki prblem hala çözülmedi. Kendisi bunu
bir türlü ispatlamak istemiyor, çünkü
yalancılığı ortaya çıkacak, zaten böyle yapmakla yalancılığını
da kabullenmiş oldu. Ama Tanrı'nın benim İsa'ya
inanmamda, annem gibi inançsız birini kullanarak ona bana
borcunu ödeme fırsatı verdiğini düşünüyorum.
İsa'ya her şey için şükrediyorum.
Bu olaylar bu şekilde gelişmemiş olsaydı kim
bilir, belki de ben bugün ölmüş ya da sakat
kalmış olabilirdim. O kadar doktor hep aynı şeyi söylemişti
ama işte hiçbir şey olmadı.İsa'ya olan
inancım beni kurtarmıştı.
—Tülin Boran
|