Gölkem Deniz
Yedi yıl önce çaresiz, umutsuz ve yüreği acılıkla
dolu bir insandım. Yaşadığım kötü evliliğin getirdiği
mutsuzluk, yaşantımı zindana çevirmişti. Altı
yıl dayanabildikten sonra eşimden boşandım.
Boşanma sonrasında, en azından yaşadığım zindan
hayatı biraz daha katlanılır olmuştu, ama yine de sınırlı
ölçülemez bir boşluk vardı içimde.Belki
de bu boşluğun nedeni, içimde bir huzurun olmayışıydı!
Bir gün, tanıdığım biri vasıtasıyla elime bir İncil geçti...
Sayfalarını gelişigüzel çevirip okumaya başladım;
içinde birçok şey vardı bu kitabın, ama anlayabildiğim
yerler, İsa'nın yaşamının ve yaptığı mucizelerin
geçtiği ayetlerdi. Kalan kısımları pek anlayamamıştım
ya da anlamak istememiştim belki de.
İlerleyen günlerde bu arkadaşımla birlikte onun devam
ettiği kiliseye gittim. İçeri girdiğimde dikkatimi çeken
ilk şey, kilisenin içinin çok sade oluşuydu;
öyle televizyonlarda gördüğümüz kiliselere
pek benzemiyordu. Türkçe olarak söylemeye başladıkları
ilahilerin söz ve ezgileri çok etkileyiciydi; Tanrı'nın
sonsuz sevgisinden, merhametinden ve verdiği huzurdan söz
ediyordu. Sözler sanki benim içindi, yıllardır aradığım
huzur, sevgi ve merhamet sanki ilahiler aracılığıyla yüreğime
dökülüyordu. Daha fazla dayanamadım ve ağlamaya
başladım; Tanrı beni de seviyordu ve olduğum gibi kabul
ediyordu, hem de karşılıksız olarak! O gün, Rab İsa'ya
iman ettim.
İsa Mesih hayatımı manevi anlamda gerçekten çok
değiştirdi. Huzursuzluğun yerini huzur, umutsuzluğun yerini
umut aldı, ama en önemlisi yıllardır içinde yaşadığım
ruhsal zindanın kapılarını ardına kadar açıp beni özgür
kıldı. O'nu tanıyalı yedi yıl oldu; bu süre zarfında
ruhsal açıdan Rab beni o kadar bereketledi ki, her birini
tek tek anlatmaya kalksam, herhalde uzun bir kitap olurdu.
—Gölkem Deniz
|